çok düşünüyorum. mini mini mini bi sürü düşüncem oluyor nur topu gibi. toplaşıp eğleniyoruz beraber. sonunda kararlar alıyorum. kalabalıklaşıyoruz. pahalıya patlıyorlar zaman zaman. çünkü düşündüklerimi etraflıca düşünmüyorum. etraflıca da ne biçim bi kelimeyse.. etraflı. etraf. çok söyleyince anlamsızlaşıyor. her kelime gibi. üzülüyorum çok söyleyip çok düşününce. başkası çok söyleyip çok düşününce de üzülüyorum. huyum bu.
birden [...]
Geçen düşündüm de 7 katlı bir apartmanın 7. katında oturanları hiç sevmem, ne öyle son katta otururlar asansörü saçma sapan kullanırlar bekle ki gelsin, yorgun argın eve gelirsiniz bir bakarsınız ki asansör 7. katta inat edersiniz beklersiniz asansörü ki asanasör hele hele bizim ki kadar ölüyse 2 gün beklersiniz.. yani okadar gıcık alırım ki şu [...]
1. yok merak etme canım yanmadı. yakmadım ki canımı. bıraktım gitti. öyle yapmam gerekiyordu ki gitsin. üstüne bi bardak soğuk su içtim. hiç acımadı. yepyeniyim artık. tertemiz su tüm damarlarımda dolaştı. ellerimde, gözbebeklerimde, kalbimde, beynimde.. bereketli olmuş senin anlayacağın. o sırada saçmalama diyordu şair. saçmalama yoksa ölürüm. ama sen saçmalıyorsun diye ölmem ben. o, şairin [...]
Everything’s begun with “one step”. The step which has shortened the distance between life and death; just by a random foot movement. The step… made me myself. Forced me to change. Broken me into pieces, pulled me under… Tripled my soul, but now when i do look around: It’s just a simple step.
Valla çok rahatladım.
Sinek kaydı tıraşlı, top sakallı yüzünü ve elinde gezdirdiğin uzun sap bağlamanı s……..
Okuldan çıkmış halinle; altında metallica t-shirt, üstünde düğmeleri açık beyaz okul gömleğinin üstüne astığın klasik gitarını s……..
Düşük bel kot giyip, tangan görünmesin diye altına giydiğin siyah bodyni s……….
Kendi mahallendeki camiye, cuma namazı kılmak için gitmeyip; 1 saat mesafedeki camiye gidip “dışarıda” kıldığın cuma [...]