Uçmamı bekleme benden. Yapamam. Koşarak da unutamam seni. Yollar aynı yollar hala ayak izlerin var yürümesen de hiç. Yürümesek de beraber. Ayağımı acıtır taşlara basarım. Off hangi taşı kaldırsam altında sen! Geri koyamam,ezilir düşlerim altında. Anlamasan da bedenleri var. Etten kemikten olması şart değil, seni düşünecek yetileri var. İnme sen şehirlerinden köylerime, burada yalın ayak insanlarım var. Düzenin bozulur yürüyemezsin. Geleceksen ben seni sırtımda taşırım. Yüklerim ağırdır deme bana. Katlanırım. Havayı seversin burada. Gözlerin gibi yeşil ağaçlar var. Kestirmedim hiçbirini. Büyüttüm bahçemi. Bazısı kurudu. Senin için ektiklerim. Benim için hiç ağlamadığından sulanmadı kökleri. Toprağın altında kaldılar. Daha büyümeden gittiler. Bilsen de değişmezdi. Yine sulamazdın. Olsun, büyük burası. İkimiz sığmayız belki, ben çıkarım, çarparım,bölerim kendimi. Uzaktan seni izlemektense, kendi kafesimde saklarım. Arada çıkıp dolaşır mıyız? Oyun oynayalım. Bir kere de sen saklanma, kaç defa daha bulmam gerekecek seni? Her seferinde daha zor istiyorsun. İşte bunu yapma. Bağlama gözlerimi. Bulamama korkusundan değil. Görebildiğim kadar çok görmek istiyorum seni. Gülme. Tanımıyormuş gibi de davranma. Gökyüzünü bir sefer de öğrendin, yıldızları ilk görüşünde kaydettin zihnine. Yıldızlarından ve gökyüzünden sonra geldim belki evet, ama gelirken güneşi de getirdim. Sever misin, bilmem. Beni görmek istediğin anda odana asabilirsin. Güneşle pencerende olacağım. Şehrinde yoktur dağlar, varsa da binalarından göremezsin aranıza girerler. Sevmiyorum oturduğun o binaları, gözlerin dışında renksizler. Her şey betondan şehirlerinde en fazla ellerin tozlanır, burada çamur olur ellerin. Su aldığı gibi ikiye katlanır. Durduramazsın. Büyümek fazlaca dikkate alınır. Hiç beraber büyümesek de benim için epey yukarıdasın. Net göremesem de gülüşlerinde çok kararlısın. Gözlerin küçülüyor gülerken, benim kadar olmasa da. Küçüldüğüm zamanlarda martılar kapıyor beni alıp götürüyorlar yanından. Ben öğrettim. Küçülseniz de kimse görmesin. Ayıp mı? Değil! Utanç mı? Kime göre? Sana ne! Tabi ki sana ne! Bırak beni. İçime soruyorum. Bildiğim bir cevap. Sanırım senin adın. Adını bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Neye güldüğünü de.. Neye üzüldüğünü de.. Seni bile bilmiyorum. İlk kez bir şeyi oluruna bırakıyorum, başını anlamadan sonunu çözmeye çalışıyorum,saçmalıyorum.. Bu eski köye yeni adet getiriyorum. Artık gelsen de kim olduğunu anlamazlar.
Yorumlar
“Eski Köye Yeni Adet” Yazısı için Comments