Kaç sayfalı bu defter?
Her sayfası bomboştu
Ve benimdi.
Şimdi,
Tek tek
Yırta yırta sayfaları,
Müsvedde mutluluklarla bezeli
Bir enkaz elimdeki.
Her sayfasında üç beş çizik.
Umutlar, hayaller
Ve hatta
İnsanlar yitik.
Kaç sayfalı bu defter?
Daha kaç benliğimi yitirebilirim?
Her sayfada
Paslı kerpetenle çekiyorum bir tırnağımı.
Kan kırmızı kalemle yazıyorum sonra:
“Bitti!”
Dudaklarım çatlak,
Donduran soğuğunda
Kendinde kaybolmuşluğun.
Kurtulmak için bu tümörden-
Tanrım!
Koymak istiyorum kafamı giyotinin altına
Ve kendim çekmek istiyorum o ipi.
Damarlarımdan akıp
Ulaşayım sonsuzun huzuruna.
Sövüyorum hayata durmadan.
Dürtüp kafamdan
Uyandırdı
Kim bilir belki yedi saniye süren rüyadayken.
Uyanıp yine sövüyorum
Ağzım kulaklarımda hafif bir tebessümle;
Hiç tanımadığım gözlerin buğusunda
Kendimi görmenin mutluluğuyla.
Ama sonra
Öyle bir buğulanıyor ki
Göz gözü göremiyor
Ve başlıyor yine
Dudaklarım çatlamaya.
Geride kalan
Buruş buruş kâğıtlar odamın yüzünde
Buruş buruş yüzümle
Minicik bir adamım ben
Minicik bir omuz ve
Kocaman yüreğimle
Yorumlar
“Bilinmezlik” Yazısı için Comments