Malumunuz geçenlerde hayli uzun bir bayram tatili vardı.Hafta sonlarını saymazsak tam 5 iş günü okula gitmedik.Yani 5 günlük yol parasıydı,harçlıktı,kahve-alkol giderleriydi cüzi de olsa bir miktar para cebimizde kaldı.Öğrenim kredisini -taksit,fatura gibi giderleri çıkardıktan sonra- 4 haftaya bölüp ayın sonunu zor getirmek kaydıyla daha yirmi yaşında orta gelir sınıf hayatını tadan bir nesil olarak cepte kalan bir haftalık para başta kitap olmak üzere birçok güzel şeye kaynaklık ediyor.Sahaflar geziliyor dergiler kitaplar toplanıyor , sonrası da malum evde karpuz büyütme işlemi…
Her tatil sonrası cebimde kalan parayı nasıl değerlendiriyorsam o gün de öyle değerlendirmek için kitap almaya çıkmıştım.Kulağımda Radiohead’im bindik otobüse,sahaflar korsan kitapçılar gezildi ve günü 4 kitap alımı ile bitirdim.( ilgilenenlere ayrıntı ; kitaplar ; Ahmet Ümit – Babı Esrar , Coelho – 11 dakika , Grange-Leyleklerin Uçuşu , İhsan Anar – Kitab’ül Hiyel ) Tekrar eve dönmek için bilen bilir Gazipaşa’dakı Teknosa karşısında bulunan durağa geldim , oturdum.Bir yandan hala müziğimi dinliyorum diğer yandan kitapları kurcalıyorum vesselam durağa iki bayan geldi.Arkalarında sürükledikleri Calvin Klein marka bavulları , ışığı yansıtan Ray-Ban marka gözlükleri , Guess marka kol saatleri ve beraberlerinde getirdikleri ağır parfüm kokusu ile.Kafalarımızın üzerinde bedensel fiyatlarımız yazsa benim üzerimde en fazla 100Ş , onların kafası üzerinde ise en az 2000Ş yazardı.Gülümseyip kitaplarıma döndüm ama bu çiften bana malzeme çıkar hissiyatı ile birden sol kulaklığımı indirip konuşmalarına dikkat kesilmeye başladım.Birkaç dakikadan sonra bayram tatilinden yeni dönmüş olduklarını çıkardım.Sonra birisi yanındaki diğer kıza; ‘şimdi nasıl otobüse binicez ya rezil olucaz’ dedi.Diğeri boynunu ileri doğru uzatıp duraktaki insanları süzdü.Yaşlı bir amca , dershaneye gittiği göz altlarından belli olan bir öğrenci ve ben vardım.Hepimizi mat Ray-Ban gözlüğün güven veren camının arkasından süzdükten sonra ince dudaklarını büzerek ; ‘Arayim mi? ‘ diye sordu.Aynı anda kikirdeştiler ve az önce bizi süzen kız altın sarısı cep telefonunu çıkardı.Birisi numarayı tuşlarken diğeri kıkırdamayı bırakarak ; ‘ Ya karısına yakalanırsa kikiki’ dedi.Diğeri sinsice güldü.Gözleri görünmüyordu ama sanırım ‘umrumda değil’ ifadesi taşıyan bir çift göz akına sahipti.Telefon edilen elemana ; ‘canım bizi alır mısın? Çantalarımız var. Evet evet Gazipaşadayız.Dikkat et.Hadi çabuk.’ talimatı verildikten sonra kıkırtının oktavı yükseldi.Yanımdaki yaşlı amca huzursuzca kıpırdandı.Yaklaşık 10 dakika sonra durağa gri bir Polo yanaştı.İçinden gri saçlarını briyantin yardımıyla arkaya yatıran sırıtık bir adam indi.Hızlı hareketlerle kızları öptü.Ray-Ban gözlük takan kırmızı saçlı kızı dudaklarından öptü.Aşağıya sarkan dudaklarını kırmızı bir ruj lekesi kapladı.Bizim baktığımızı anlayınca ruj lekesindeki kırmızı tonlarındaki başka bir kırmızı kulaklarını kapladı.Sanırım biraz utandı.O anda caddeden geçen bir kamyonun sürücüsü iki kıza bakarak uzunca bir korna çaldı.Kırmızı saçlı kızın yüzü de kızardı.Uzaklaşan kamyonun arkasında ‘karayollarında değil , kollarında öleyim’ yazıyordu.Yazıyı okuyan diğer kızın da gülmekten yanakları kızardı.Gri saçlı utangaç çapkınımız kızların bavullarını bagaja koyarken ıslık çalıyordu.İşini bitirip direksiyon başına geçerken arkada oturan kızlara eğilip ; ‘Ev bugün boş’ dedi.Kırmızı saçlı kız bu kez kızarmadı.Belki de ben tam göremedim.Onlar uzaklaşırken diğer kulaklığımı da taktım.Ahmet Ümit kitabın ilk sayfasına :‘Hayat,rüya içinde rüyadır.’ yazmıştı.Vay be dedim. Yanımdaki yaşlı amcanın suratı utançtan mı sıkıntıdan mı bilmem ama hala kıpkırmızıydı.
Yorumlar
“hayat , rüya içinde rüyadır.” Yazısı için Comments