On iki..yedi..dört..iki..bir..Yıldızlardan geriye doğru sayıyorum, doğru yolu uzun geldi. Düşman kollarında uyuya kalmışım o vakit. Bir kurşun delip geçti uykumu. Tüfek seslerini bastıran aceleci bir ayak sesi duydum, görmeye çalıştım ama anlamadım. Ellerimde uçurtmayla ayağa kalktım. Tavana kadar değdi kuyruğu. Pencereye döndü kulakları salkım salkım. Tüfekler kesti sesi. İndirdiler camları yuvasından, toprak anaya. Dışarı koştuk beraber ,yükümüz aynalar bakmaya doyamadık. Bir düşman vurdu beni o an bitmeye dayanamadım. Kaldı gözlerin aynada bir daha da çevrilmedi gerekli, gereksiz. Kıyılarında uyandım balıkların yem etmişler yeni nesilleri. Oltasındayım lagos balığı misinasının. Su da hayat başka demişlerdi de inanmamıştım. Soğuk beraberinde karanlığı getiriyor bunu öğrendim. Oltadan kaçırdı beni bir balık, gerisini göremedim. Güneşe uzak durmak akıllıca değilmiş, unutmazsam öbür hayatlarıma söylerim. Masasında uyandım bir Fransız kahvehanesinin, rakı bardağında balık olmayı okumuştum önceden kırmızı şarap hiç de akla yatar değilmiş, nasıl da yaktı göz bebeklerimi. Kör olmak ne kötü, hakkımda konuşuyorlardı duydum. Hafızam kötü sesleri de yüzleri de kırmızısında bıraktım şarabın. Kimdir o konuşan ah bir bilsem..Görmeyince acıtmıyor o kadar, hem sorsalar da söylemem. Çatısında açtım gözlerimi evimizin her şeyim tamam. Duyuyor, görüyor, hatırlıyor, konuşuyordum. Ayağım kayıyormuş aşağı doğru nerden çıktı bu gidiş anlamadım. Sonradan geldi aklım başıma yıldızlar meğer bitmemiş, ters giden içimdekiymiş.
Yorumlar
“Dağınık” Yazısı için Comments